Arama

OP. DR. YASEMİN YILDIZ

yasemin yildiz

FACEBOOK

KİTAPLAR

ebeveyn mirasi

vajinismus mudurlu bedenler

VİDEOLAR

vajinismus tv programi showtv

vajinismus tv programi kanal a

vajinismus tv programi ender sarac

vajinismus

vajinismus tv programi gulben

vajinismus tv programi gulben 2

ZİYARETÇİLER

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün351
mod_vvisit_counterDün357
mod_vvisit_counterBu Hafta1468
mod_vvisit_counterBu Ay13352
mod_vvisit_counterTüm2809930

Bugün: 21 Kas 2017

SİTEDE KİMLER VAR

Şu anda 23 ziyaretçi çevrimiçi

Aşırı Koruyucu Aile ve Vajinismus

Aşırı Koruyucu Aile ve Vajinismus

Cinsel ve kişiler arası alanlarda yaşanan sorunların temelinde; 0–7 yaş dönemine ait anne-baba tutum ve davranışlarının önemli bir rolü vardır. Bu dönemler kişilerin kendileri ve diğerleri arasındaki duygusal ilişkinin içsel temsillerini içeren bağlanma stillerinin oluştuğu dönemlerdir. 0–3 yaş dönemindeki çocuklar fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için annelerine yakın olmak zorundadırlar. Bu açıdan bağlanma çocukların hayatta kalmalarını sağlayan biyolojik bir işleve sahiptir. Bu dönemlerde gelişen yakınlık oluşturma ve bağlanma sorunları, vajinismuslu çiftlerin yakın ilişki oluşturma süreci olan cinsel birlikteliğe karşı istem dışı bir kaçınma davranışı geliştirmelerine neden olmaktadır.

Yani vajinismuslu kadınlar çocukluklarında ebeveynleriyle sağlıklı bağlanma stilleri oluşturmamışlardır. Bu nedenle cinsel terapilerde, vajinismus sorunu yaşayan çiftlerin bağımlılık, fedakârlık, iç içe geçme eğilimleri ile yakın ilişkilerindeki kaygı yaşantıları üzerinde daha fazla çalışılması gerekmektedir.  Aşırı koruyucu bir aile ise, çocukların sağlıklı bir şekilde hayat ile mücadele etmesini zorluklara göğüs germesini, korkularıyla baş edebilmesini engelleyen bir faktör olarak karşımıza çıkar

İyi Kız Sendromu: İlk kez 1976 yılında G.C. Moulton tarafından okullarında başarılı ve ebeveynleriyle hiçbir ciddi çatışmaları olmayan, edilgen, itaatkar, boyun eğen, yumuşak başlı kadınların ortak özellikleri tanımlamak için kullanılan bu sendrom; çeşitli kültürlerde erkek ve kız çocukları için kalıplaşmış toplumsal farlılıkları ve inançları esas alır. Yani kız çocuklarının daha uysal, daha söz dinleyen, daha güvensiz, daha yardıma ihtiyaç duyan, daha duygusal, başarıya daha az önem veren, ezbere ve tekrara dayalı işlerde daha yetenekli oldukları düşünülürken; yüksek bilgi işlem düzeyi ve yaratıcılık gerektiren işlerde daha başarısız oldukları kabul edilir. İyi kız sendromu ile birçok cinsel işlev bozukluğu arasında bağlantı vardır. Cinsel terapi için başvuran vajinismuslu ve orgazm olamayan kadınların çoğunun çocukluklarında veya genç kızlıklarında kendilerini iyi kız olarak tanımlamaları hiç şaşırtıcı değildir.

Aşırı Koruyucu ebeveynler varlığında,özellikle vücudu ve onun işlevlerini keşfetmede, acının hayatın engellenemez bir parçası olduğunun, çözüm için gerekli olabilecek anlaşmazlıkların çözülmesi için gösterilecek çabaların öğrenilmesinde, kendini anlama yetisinin gelişmesinde, yapılan yanlışlardan ders çıkarma konusunda ve son olarak sınırların belirlenmesinde, sorumlulukların öğrenilmesinde eksiklikler ortaya çıkar. Hayatın zorluğuna karşı aileleri tarafından korunan çocuklar genelde amaçsız, sosyal becerileri ve kendine güvenleri zayıf bireyler olarak yetişirler.

Her birey birbirinden farklı aile ortamlarında yetiştiği için vajinismus tedavisinde “Hastalık yoktur, hasta vardır!” prensibi geçerlidir. Vajinismus sorunu yaşayan çiftlere kalıplaşmış tedavi yöntemlerinin uygulanması her zaman başarılı sonuç vermeyebilir. Vajinismus tedavisi çifte özel olmalıdır. Uygulanacak tedavi yaklaşımı çiftin bireysel ve birlikte geçirdikleri tüm yaşam sürecini gözden geçirerek ve nesil aktarımları dikkate alınarak başlanmalıdır.

Cinsel terapist çiftin hassasiyetlerine, bağlanma stillerine ve geçmiş yaşamlarına uygun bir çalışma yapmak zorundadır. Cinsel terapide formülasyon adını verdiğimiz çifte özel bir yol haritası uygulanmalıdır, aksi takdirde tedavide sorunlar yaşanabilir. Çünkü kişilerin hayata bakış açıları, yetiştirilme şekilleri, sorunu algılayışları veya birbirlerini algılayışları farklılık gösterebilir.


İlginizi Çekebilecek Konular